Meditasyona kafam dolu başlamıştım. Düşününce, onca kafa karışıklığından olurundan kısa zamanda kurtuldum gibime geliyor. Belki ben zaten hazırdım kurtulmaya; belki de kafamı dolduranlar incir çekirdeğini doldurmayacak şeylerdi. Nasıl da geçip gidiverdiler. Her şey ne kadar da geçici; kırk gün önce buraya gelirken ki halimle şimdiki halim karşılaştırılamaz...
Başlarda meditasyon programının gerisinde gidiyordum. Öğretmene kafamda dönüp duran düşüncelerle boğuşmanın çok zor olduğunu anlatıp durdum. O da bana boğuşmamam, onları not edip bırakmam gerektiğini anlattı. Söylediklerini uygulamak o kadar zordu ki... Oysa adamın istediği yürümek ve oturmaktan ibaret ; geri kalan her şeyin farkına var ve bırak gitsin diyor. Bir süre sonra yola geldim; öğretmenin dediklerini dediği şekilde yapabilmeye başladım. Canım çok acıdı hareketsiz bağdaş kurup otururken, acı gelip geçti. Zamanla düşüncelerimi seyretmeyi öğrendim. Onlar da film şeridi gibi geçtiler gittiler aklımdan. Onları kontrol edemiyordum; kontrol edemeyeceğimi öğrendim. Hiçbiri benim değildi, benim olmayan şeyleri nasıl kontrol edebilirdim? Buddha bedenimiz dahil, hiçbir şeyin aslında bize ait olmadığını söylüyordu. Doğup büyümeyi ve ölümü kontrol edemeyiz; hastalıkları kontrol edemeyiz. Sonra, acı çekmenin olan bitene faydası olmadığı görmeye başladım. Önce beni dinlemeyen bedenimi, sonra hiçbir şeyi dinlemeyen aklımı dinlemeyi öğrendim. Bir zaman sonra, öğretmenim değişti. Başöğretmen aldı beni yanına. Onun yanında ilerlemem hızlandı. Maymun gibi oradan oraya zıplayan, bir türlü yerinde durmayan aklımı durdurmayı, düşüncelerden arındırmayı öğrendim. İnsan ancak düşüncelerinden kurtulabilirse özgür oluyor...
Başöğretmen 21 günlük meditasyonumun bitmesine bir hafta kala, daha ne kadar kalabileceğimi sordu. “Ne kadar gerekiyorsa ve ne kadar ağırlarsanız” dedim. Hemen yanımda ofisi aradı Tayca konuşmasının ardından, “Kalma konusunu dert etme” dedi. Daha önce meditasyonu uzatılan kız gibi olacak diye düşündüm. Benim meditasyonumu da ben bitirmeye hazır olana kadar devam ettireceklerdi. Ama her şey zamanına uygun gitti, 21 günlük meditasyonum 21 günde bitti. Yaşanılan anda olmak gerektiği için bir türlü soramamıştım, meditasyonum bitince sordum, “Neden kalışımı uzattınız? Aklınızda bir şey mi var?” Öğretmen, 10 günlük ikinci ve ileri düzey meditasyona başlamamı istedi. E, zaten ortalıkta dolanacak param da yok. Memlekete dönmek istemiyorum, kış vakti sokaklarda sürtemem. Büyük bir memnuniyetle kabul ettim. O da bitti, artık giterim diye düşünürken öğretmen beni yanına alma planından bahsetti, “Başkalarına da yardım edebilirsin” dedi. Ve öğretmenliği öğretmeye başladı.
10 gündür de, öğretmeyi öğreniyorum. Rüya gibi... Kapıdan beş kuruşsuz,karnım aç girmiştim. Karnımı doyurdular, yatacak yer verdiler ve Buddha’nın meditasyonunu öğretmeyi öğretiyorlar. İşin garibi, Darma, Karma, Buddha, Budizm’le ilgili de pek bir şey öğrenmedim. Kanımın deli aktığı zamanlarda olsa, bunlar beni devşirmeye çalışıyor derdim. Bir kelime din de konuşmadık kırk gündür. Bugün, yarın yola çıkacağımı söylediğimde, “İstediğin kadar kalabilirsin, biz senden memnunuz; ama gidecek yolun varsa güle güle” dedi başöğretmen.
Gidecek yolum var, Hindistan beni bekler. O pisliği, gürültüyü, karmaşayı özledim. Burada kalırsam derviş olup çıkacağım. Bir gün sohbet ederken son paramı da Brezilya bileti aldığım seyahat acentasına kaptırdığımı, geri alamadığımı anlatmıştım. Hindistan’da, beş kuruşsuz ne yapacağımı sordular. “Burada beş kuruşsuz ne yapıyorum ki?” dedim. Yardım isteyip istemediğimi sordular. “Siz, yeterinden fazla yardım ettiniz. Hem Hindistan biletim var, sonrasını orada düşünürüm” dedim. Kanadalı sınıf arkadaşım Jodie aldı uçak biletimi, karşılığında Hindistan’da ona rehberlik yapacağım. Aslında bir çift de ayakkabı alacaktı bana, “Hem doğum günü hediyesi olur; hem de yanımda terliklerle dolaşmanı istemiyorum” dedi. Memleketten giyip geldiğim ayakkabılar paralandı, terlikle geziyorum. Düşünceli kız, gözünden kaçmamış. Çok sevindim bir çift yürüyüş ayakkabısına. Sonra, geçenlerde telefonda “Alamayacağım, hesabımı kontrol ettim, yeterli param yokmuş” dedi. “Düşünme!” dedim kendi kendime.
Jodie’ye “Canın sağolsun” dedim ne diyeyim. Dört gün önce hesabını tekrar kontrol etmiş, 3000 Baht verebilirmiş bana. E, o da yeter ayakkabılara. Bir gün sonra da, “Aslında 2500 Baht versem daha iyi olur” dedi. Hala sevinçten uçuyorum. Dün sabah, “Sen beğendiğin ayakkabıyı al, ben parasını Hindistan’da veririm” dedi. Karnımı doyuracağım parayla ayakkabı beğenmeyi gözüm yemedi. Üstelik canım da sıkıldı. “Jodie, o ayakkabılar hediye olacaktı. Böyle borçla hediye olmaz ki, hem de benim param yok. Yine de sağol, düşünmen yeterli. Sanırım ayakkabı almasam daha iyi dedim.” Benim söylediklerime de onun canı sıkıldı. Akşam baktım, üzeri yazılı bir zarfla gelmiş, zarfı uzattı. “Teşekkür ederim; ama alamam. Doğum günüm geçeli zaten bir ay oldu. Sağol, almış sayıyorum” dedim. “Ama bu doğum günü hediyesi değil” dedi. Baktım zarfın üzerinde “Happy R2 Day!” yazıyor. Alamayacağımı tekrar ettim. Nedenini sordu; ben de dürüst oldum, “Sürekli değişen, bir kaybolup bir gelen hediyeyle kendimi iyi hissetmiyorum. Hem zaten ayağıma giyecek bir şeylerim var, sağol” dedim. “O terliklerle yürüyemezsin” dedi. “Yürürüm” dedim, “Hem ben şanslı sayılırım; çıplak ayakla yürüyen hacılarla dolu Hindistan. Gidince görürsün” Yine sıkıldı; ben de, “Sütü sen ısmarlasana” dedim ve konuyu değiştirdim. İçim gitti ayakkabılarla beraber; ama gün gün kaybolup geri gelen ayakkabılardan daha güzel terliklerim benim.
Parayla ayakkabı satın alınabiliyor.
Ama o ayakkabılar mutlu etmeyebiliyor.
Mutluluk beleşe...
Bab-ı Ali'den Çiftetelli'ye
-
Canan Barlas - Hemen Kitap
idefix Fiyatı : 6,80 TL (Kdv Dahil) - İskonto : % 15
Bab-ı Ali'den Çiftetelli'ye; bir dönemin, Türkiye'nin son kırk yılının
hik...
2 gün önce

2 yorum:
Kendine varmak icin ciktigin yol cok uzun ve zahmetli gorunse de, biliyorum, bunun da kendi icinde sakli bir anlami/nedeni var. Tum bunlari bulman, buldugunda fark etmen ve senin icin en iyi olacak sekilde degerlendirmen dilegiyle.
Seygiyle kal, isikla kal.
Iyi dilekleriniz icin tesekkur ederim.
Yoldan sevgiler, selamlar...
Yorum Gönder